Türk-Alman Üniversitesi Kültür ve İletişim Bilimleri: Öğrenci Gözünden KKW Deneyimi Türk-Alman Üniversitesi’nde İletişim Okumak ve Almanca Eğitimin Avantajları
Bir bölümü tanımanın en iyi yolu, onu deneyimleyen öğrencilerin gözünden bakmaktır. Kültür ve İletişim Bilimleri, kültür, medya, iletişim, toplum ve gündelik hayat arasındaki ilişkileri anlamaya çalışan, farklı disiplinleri bir araya getiren dinamik bir alandır. Peki, bu bölümde okumak gerçekten nasıl bir deneyim sunar?
Bu yazıda, Kültür ve İletişim Bilimleri öğrencileri kendi deneyimleriyle bölümü tüm detaylarıyla anlatıyor. Derslerden etkinliklere, bölümün sunduğu akademik ve sosyal olanaklara kadar merak edilen tüm detayları, bu yolculuğun içinden geçen öğrencilerin samimi ifadelerinden okuyabilirsiniz.
Çünkü Kültür ve İletişim Bilimleri’ni yalnızca teorik ders içerikleriyle değil, onu aktif olarak yaşayan öğrencilerin yorumlarıyla tanımak ve anlamak çok daha mümkündür.
Ben bölümümüzün kültür kısmındansa daha çok iletişim kısmından bahsediyor olacağım çünkü iletişim bilimine hep bir merakım vardı. Bu sene 3. sınıfa geçtim ve kesinlikle söyleyebilirim ki eğer iletişim bilimine ilginiz varsa Türk-Alman Üniversitesi’nde iletişim okumak çok değerli.
Duru Alkumru – Türk-Alman Üniversitesi Kültür ve İletişim Bilimleri 3. Sınıf Öğrencisi
İlk senenizde Almanca öğreniyor olacaksınız ve bölüme geçtiğinizde fark edeceksiniz ki iletişim bilimindeki neredeyse bütün terimler ve akademik yazıların çoğunluğu Almanca. Yani akademik konuda okuyacağınız her şeyi orijinal dilinde okuyabileceksiniz.
Ayrıca iletişim bildiğiniz gibi diğer okullarda fakülte olarak bulunmakta ve alt dallarını okuyabiliyorsunuz ama Türk-Alman’da iletişimin bütün alt dallarını tek bir bölümde görüyor olacaksınız fakat diğer bölümlere oranla bu bilgileri az detaylı öğreneceksiniz. Oldukça geniş bir yelpazeden öğrenmeniz kariyer açısından büyük bir artı. Hem iletişim biliminde hem de kültür biliminde bir kariyer planlaması yapabilirsiniz.
Bölümümüzün iletişim derslerinde hem öğrenip hem eğleniyor oluyorsunuz çünkü iletişim yapısı gereği güncel kalması gereken bir dal. Fakat başka okullarda iletişim okuyan arkadaşlarıma sorduğumda Türk-Alman’da çok daha güncel olduğumuzu fark etmiştim.
Güncel olmamız açısından bölümümüze her sene yeni bir ders ekleniyor. Mesela geçen sene yapay zeka ve iletişim adlı bir ders eklenmişti. Hocalarımız da güncelliğe özen göstererek bize birtakım çalışmalar veriyor. Başka bölüm ve okullardaki arkadaşlarım ödevlerime çoğunlukla şaşırır çünkü ödevlerimiz hem eğlenceli hem de öğretici oluyor. Bölüme başladığımdan beri sosyal medyayı aynı bakış açısıyla göremiyorum mesela. İstemeden analiz ediyorum gördüğüm şeyleri.
Bölümümüzün kültür kısmından bahsedecek olursam da ben kültür bilimini sevmeyeceğimi düşünerek yazmıştım bu bölümü. Açıkçası haklı da çıktım çok benlik bir şey değil ama kültürü daha çok seven öğrenciler de var tabii ki. Fakat kültür bilimindeki hocalarımız çok değerli hocalar ve çoğu Alman. Hepsi verdikleri derse çok önem ve değer veriyorlar, derslerine girdiğinizde bunu hissedeceksiniz.
Ayrıca, gerçekten de MAC laboratuvarımız var.
Kültür ve İletişim Bilimleri bölümünü tercih ederken Almanca öğrenmenin bölümüme bu kadar katkı sağlayacağını açıkçası tahmin etmemiştim. İletişim bilimlerini Türk-Alman Üniversitesi’nde kültür bilimleriyle birlikte işleyeceğimiz için daha teorik bir eğitim alacağımı düşünüyordum. İlk başta bu durum kafamda soru işaretleri oluştursa da zamanla farklı disiplinleri bir arada değerlendirebilmeme katkı sağladığını fark ettim.
Damla Nur Balla – Türk-Alman Üniversitesi Kültür ve İletişim Bilimleri 3. Sınıf Öğrencisi
Bölümde öğrendiğimiz kuramların büyük bir kısmı Alman düşünürlerin çalışmalarına dayanıyor. Bu yüzden Almanca bilmek, konuları daha iyi anlamamızı ve yorumlamamızı kolaylaştırıyor. Derslerimiz ezberden çok yorumlamaya odaklandığı için oldukça keyifli geçiyor. Bu sayede artık izlediğim bir reklamı, diziyi ya da sosyal medya gönderisini eskisinden çok daha eleştirel bir gözle değerlendirebiliyorum.
Kültür ve İletişim Bilimleri bölümünü irregular okumak, diğer bölümlere göre çok zorlayıcı değil. Ancak bugün yeniden tercih yapacak olsam, Erasmus ve Mevlana gibi değişim programlarını etkilediği için zorunlu kalmadıkça irregular öğrenci olmayı seçmezdim.
Bölümle ilgili en büyük sorun, akrabalara Kültür ve İletişim Bilimleri mezunlarının ne iş yaptığını açıklamak; irregular öğrenci olmanın en büyük sorunu ise kaçıncı sınıfta olduğunu anlatamamak diyebilirim. 🙂
Bölüme ilk başladığımda ilk dikkatimi çeken şey teorik eğitimin yoğunluğuydu. Özellikle ilk dönem kültür tabanlı derslerde oldukça yoğun bir teorik eğitim aldık ama 2. dönem aldığımız dijital medya laboratuvarı dersiyle bu durum nispeten dengelendi diyebilirim. Laboratuvardaki ilk dersimizde Başak hocamız bu dersi aldıktan sonra bir daha gördüğünüz hiçbir şeye aynı şekilde bakamayacaksınız demişti. Gerçekten de dediği gibi oldu. Artık gördüğüm her afişe, reklama vb. daha sorgulayıcı bir çerçeveden bakıyorum; ortaya konulan eserden ziyade onu yaratan ekibin neyi, nereye, neden koyduğunu anlamaya çalışıyorum. Bu durumun bölümün benim üzerimde yarattığı en büyük etki olduğunu söyleyebilirim.
İclal Beyza Öztürk – Türk-Alman Üniversitesi Kültür ve İletişim Bilimleri 2. Sınıf Öğrencisi
Diğer bir yandan bu bölümün en büyük artılarından birinin kesinlikle hocalarımız olduğunu düşünüyorum. Genel olarak çok donanımlı ve güler yüzlü hocalara sahibiz. Ayrıca az kişi olmamızdan kaynaklı derslerde hocalarla daha fazla etkileşim kurabiliyoruz. Zaten çoğu dersimiz de interaktif geçiyor. Bunu gerçekten çok kıymetli buluyorum çünkü karşılıklı konuşabildiğimiz, fikir üretebildiğimiz o ders ortamı sadece bir okul dersi gibi hissettirmiyor; öğrendiğimiz her şeyi anında hayatın içine entegre etmemizi sağlıyor.
Bölümün en büyük sıkıntısı, Almanca hazırlık sürecinin ardından bölüme geçildiğinde hem Almanca hem Türkçe akademik okumaların ve kaynak yoğunluğunun aynı anda çok ağır bir tempoya binmesi. Dil bariyeri ve iki dilli eğitimin getirdiği o yoğun okuma yükü ilk dönemlerde bayağı zorlayabiliyor ama ilk 1-2 aydan sonra bu duruma da alışılıyor. Genel olarak ilk senemde beni tatmin eden bir eğitim aldım.
Bölüme ilk başladığımda iletişim kısmının daha çok kurumsal iletişime yönelik, pratik bilgilerin ağırlıklı olduğu bir içeriğe sahip olacağını düşünmüştüm. Ama dersler ilerledikçe gördüm ki aslında öğrenciyi verilen bilgiyi yorumlamaya iten ve böylece bilginin tekrar sentezlenerek dönüşüm geçirmesini sağlayan bir yapısı var. Bu durumun ders içeriklerini özümsememde ve bölümü sevmemdeki yeri büyük.
Deniz Sezer – Türk-Alman Üniversitesi Kültür ve İletişim Bilimleri 2. Sınıf Öğrencisi
Bölümün ilk yılı boyunca daha önceden sevip tükettiğim dizi, film gibi medya içeriklerinin alt metinlerinde ister istemez derslerde gördüklerimizden parçalar yakalarken buldum kendimi. Artık bu sayede tükettiğim içerikleri daha anlamlı bir şekilde tükettiğimi düşünüyorum. Ayrıca teorik derslerimizin yanında pratik becerilerimizi geliştirmemize imkân sağlayan bir tasarım laboratuvarımızın ve buna yönelik Dijital Medya Laboratuvarı gibi derslerimizin olması büyük bir avantaj. İletişimin tasarımı alanında ilerlemek isteyenler için iyi bir başlangıç noktası.
Kültür kısmının ise iletişim kısmından tamamen bağımsız olacağını ve bu iki dalın öylesine bu bölümde birleştirildiğini düşünmüştüm ama aslında iletişim alanında derinleşmek ve konuyu daha iyi anlamak için kültür bilimi çok önemli. İletişim, insanın ortaya çıkardığı bir araç ise kültür bu araca ruh katan şey. Bence iyi bir iletişimci olmak için iyi de bir kültürel altyapıya sahip olunmalı. Tabii ki belli bir alanı seçip onda yoğunlaşmanız bekleniyor ama bölüme yeni gelecek öğrencilere tavsiyem, bu iki dalı birbirinden ayrı görmek yerine bu iki alanı harmanlamaya çalışmaları; böylece bölümü okurken daha çok keyif alacaklarına inanıyorum. Bunun yanında hocaların kolay ulaşılabilir olması ve sağladıkları yapıcı geri dönüşler de bölümün en sevdiğim yönlerinden biri.
Kültür ve iletişim kavramlarını bir arada görebileceğim ve Türkiye’de bu bölümün tek olması tercih dönemimde dikkatimi çekti. Karakter olarak insanlarla konuşmayı, iletişim kurmayı ve toplum içerisinde bir arada olmayı seven biri olarak iletişim bölümünün benim yapıma uygun bir bölüm olduğunu düşündüm. Bölümü seçtikten sonra okulumuzun yoğun olarak bizlere verdiği Almanca hazırlık eğitimini ve kur sınavlarımı atlatarak TestDaF belgesi alıp Kültür ve İletişim Bilimleri Bölümü lisans öğrencisi olarak başladım.
Cemal Arda Arıcı – Türk-Alman Üniversitesi Kültür ve İletişim Bilimleri 3. Sınıf Öğrencisi
Özellikle hazırlık sınıfları da dâhil ilk sınıftan beri Alman ve Türk hocalarımızla olan diyaloglarımızın yanında, kültürel çeşitliliğin ve iletişimin önemini akademik olarak da öğrendiğim bir süreç oldu. Kendi ilgi alanlarımın, özellikle derslerimizin içinde medya alanına verilen örneklerin arasında yer alması beni bölüme daha da motive etti.
Okulumuzun kulüplerinden Medya ve İletişim Kulübü (MİK), teorik bilgiyi pratik deneyimle birleştirmeyi amaçlayarak öğrencilerin iletişim becerilerini geliştirebilecekleri özgür bir platform sunar. Kulüp olarak sektör buluşmaları, söyleşiler, atölye çalışmaları (workshop’lar) ve medya ile iletişim alanında faaliyetler gerçekleştiriyoruz. Kulübümüzün yeni projelerinden biri olan Radyo TAÜ, üniversitemizin dijital ses platformu olarak faaliyet yürütmektedir. Bu proje kapsamında podcast ve yayın içerikleri, çift dilli yayıncılık, hazırlık öğrencileri için Almanca podcast’ler ve uygulamalı radyoculuk fırsatı sunuluyor.
Bölümümüz adına çıkardığımız Türk-Alman Kültür ve İletişim (TALKİ) dergimizde kültür, iletişim ve sosyoloji üzerine yazdığımız yazılar; bölüm mezunlarımızla, sektördeki kişilerle ve bölüm hocalarımızla yaptığımız röportajlarla beraber neleri üretebildiğimizi kolektif şekilde öğrendik.
Okulumuzun ve bölümümüzün bize sunduğu kameralar, ses kayıt cihazları ve tasarım laboratuvarımızın oluşu, öğrenciler olarak bir şeyler üretebilmemiz için bizlere büyük katkılar sağladı. Bu sayede bölüm içerisinde kendi üretkenliğimizi ortaya koyabileceğimiz bir alana sahibiz.
Benim için en önemli olan ve bölümde en büyük zenginliğimiz olarak gördüğüm şey, öğrenciler arasında ve akademisyen hocalarımızla beraber her zaman diyalog içerisinde girebilme imkânımızın olmasıdır.
Bana göre KKW (Kültür ve İletişim Bilimleri/Kultur- und Kommunikationswissenschaften), yoğun teorik derslerine rağmen eğlenceli ve ilgi çekici bir bölüm. Özellikle iletişim ve medya alanından ilerlemek isteyen birisi olarak “doğru bir tercih yapmışım” dediğim pek çok zaman oldu. Ekranda gördüklerimizin arka planına inmek sadece derslerde değil, günlük hayatta bile bir sürü bakış açısı kazandırıyor aslında.
Merve Annaç – Türk-Alman Üniversitesi Kültür ve İletişim Bilimleri 2. Sınıf Öğrencisi
KKW okurken irregular öğrenci olmak, diğer bölümlere nazaran daha az dezavantajı beraberinde getiriyor diyebilirim. Okulun sağladığı bazı haklardan yararlanamama veya ders kayıt sürecinde birkaç sorunla karşılaşma durumu olabiliyor; ancak bölümde ardışık/bağlı dersimiz pek olmadığı için dersleri takip etmek açısından güçlük çekmiyoruz. Ek olarak, iki dönemden de insanlar tanımanın sosyallik için güzel bir fırsat olduğunu düşünüyorum. Yine de fikrimce, zorunlu bir durum olmadıkça en iyisi bir dönem dondurup bölüme regular öğrenci olarak başlamak.
Ben bu bölüme irregular olarak başladım. Açıkçası ilk başta çok fazla çekincem vardı. Bölüme alışabilecek miyim, dersleri anlayabilecek miyim, belirli bir sınıfım olmayacak mı düşünceleri hep kafamı bulandırmıştı. Okuldan ve bölümden birkaç kişiyi bulup danıştıktan sonra irregular olarak başlamaya karar verdim. Zaten bölüme başladıktan sonra her şey benim için çok güzel ilerledi. Herkes çok sıcakkanlıydı ve uyum sağlamak kolaydı. Dersleri yakalamakta hiç zorlanmadım çünkü dersler birbiriyle bağlantılı olsa da konular genellikle farklı olduğu için öğrenmesi eğlenceli ve rahattı.
Ada Yağmur Yalçın – Türk-Alman Üniversitesi Kültür ve İletişim Bilimleri 3. Sınıf Öğrencisi
Derslerimiz medya, kültür, iletişim ve tasarım merakı olan kişiler için oldukça uygun diyebilirim. Derslerin interaktif şekilde ilerlemesi de derslerin sıkılmanın aksine kesinlikle daha verimli ve keyifli geçmesini sağlıyor. Bu sebeple kültür ve iletişim bölümüne irregular olarak başlamak hem pek çok insan tanımamı sağladı hem de zaman kaybetmeden bölümüme başlayıp bölümle alakalı bir fikrimin oluşması ve neler yapabileceğim konusunda fikir sahibi olmama imkân tanısın.
Bölümümüzün en sevdiğim taraflarından biri, kültür ve iletişim alanlarını gerektiğinde aynı çatı altında buluşturması; gerektiğinde ise bu iki alanın kendi derinliklerine inerek bizleri üzerinde düşünmeye, sorgulamaya ve anlamlandırmaya teşvik etmesi.
Her şeyin sıkıcı ve dar kalıplar içerisinde anlatılmasındansa, konuların hayatın içinden, bize dokunan ve gündelik yaşantımızla bağ kurabileceğimiz örneklerle ele alınması dersleri hem çok daha efektif hem de pratik hâle getiriyor. Bir konuyu yalnızca öğrenmekle kalmıyor, onun hayatımızdaki karşılığını da görmeye başlıyoruz.
Kültür kısmında ise belki de en büyük yanılgım, kültür denildiğinde akla gelen o ilk ve alışılmış tanımlar üzerinden ilerleyeceğimizi düşünmemdi. Fakat durum bundan epey farklı ve inanın, bu farklılık oldukça olumlu. Kültürü yalnızca belli başlıklar ve tanımlar üzerinden değil; insan, toplum, düşünce ve iletişimle birlikte ele almak, kavramın sınırlarını benim için çok daha geniş bir hâle getirdi.
Derslerde sık sık Almanca kaynaklardan, kitaplardan ve farklı metinlerden yararlanılması da bence bölümün en kıymetli taraflarından biri. Bu kaynakların ders içeriklerinin oluşturulmasında ve konuların anlatımında kullanılması, bize yalnızca bilgi aktarmakla kalmıyor; farklı kaynaklara ulaşmayı ve farklı düşünce biçimleriyle karşılaşmayı da öğretiyor.
Kısacası bölümün bana sunduğu şey tek bir bakış açısı değil, aksine dünyaya bakabileceğim pek çok farklı pencere. Özellikle insan ilişkilerini ve iletişimi merkeze alarak çevremize, insanlara ve hatta kendimize biraz daha farklı bakmayı öğreniyoruz. İçeriklerin, ilk başta tahmin edebileceğinizden çok daha kapsamlı olduğunu söyleyebilirim.
Özellikle iletişim alanına karşı çok sıcak baktığımı da söylemeden geçemem. Dinlemesi ayrı, üzerine düşünmesi ayrı, çalışması ise bambaşka bir keyif. Bir konuyu öğrenmekten ziyade onun üzerine gerçekten düşünmeye başladığınızda, bölümün size kattığı şeyin yalnızca akademik bilgiyle sınırlı olmadığını fark ediyorsunuz.
Türkiye’de sadece Türk-Alman Üniversitesi’nde lisans eğitimi olarak yer alan Kültür ve İletişim Bilimleri Bölümü, öğrencilere farklı perspektifler sunmaktadır. Hem kültür bilimleri hem de iletişim bilimleri alanlarında öğrencilere teorik zemini sağlam, disiplinlerarası eğitim imkânı sağlanmaktadır.
Eray Köksal – Türk-Alman Üniversitesi Kültür ve İletişim Bilimleri 3. Sınıf Öğrencisi
Bölümün kontenjanının diğer bölümlere göre sınırlı olmasından dolayı, akademik kadroyla daha kolay bir iletişim kurulabilmektedir. Ayrıca Kültür ve İletişim Bilimleri Bölümü’ne ait olan TALKİ dergisinde öğrencilere deneyim kazanma, öğrencilerle birlikte çalışma ve network sağlama gibi çeşitli avantajlar sunulmaktadır.
Bölümümüzün eğitim müfredatı sadece teorik zeminde sınırlı değildir. Eğitim kadromuz, öğrencilerin mezuniyet sonrası iş hayatına atılması için eğitim hayatı süresince pratik deneyimlere de önem vermektedir. Bu kapsamda sunulan olanaklar şunlardır:
Design Labor: Kültür ve Sosyal Bilimler Fakültesi binasında dijital tasarım programlarını öğrenmek isteyen öğrencilerimiz, Mac bilgisayarlarda bulunan Adobe programları ile kendilerini geliştirebilirler. Bu imkânlar sayesinde öğrencilerimiz hem öğrenip hem de üretim yapabilirler.
Yaratıcı Medya Laboratuvarı: Kamera ve video çekimiyle uğraşmak isteyen öğrencilerimiz ise okulumuzda bulunan Yaratıcı Medya Laboratuvarı’ndaki kameralar, ışıklar ve ses kayıt cihazları sayesinde çeşitli pratikler elde edebilirler.
Bu yazı en son şu tarihte düzenlendi 9 Ağustos 2026 21:48