Galata Borsası ve Spekülasyonun Doğuşu - Ahmet Faruk Yıldız - A. Faruk Yıldız - Bundle - Gazeteci - MİK Portal - Türk-Alman Üniversitesi - Editör - Linkedin
0

Bugün Binance ya da Midas gibi uygulamalarda “short” pozisyon açarken ya da bir kripto varlığın yükselmesini beklerken aslında 150 yıllık bir mekanizmayı çalıştırıyorsunuz. Biz buna bugün “finansal teknoloji” diyoruz ama Abidin Paşa 1874’te buna çok daha net bir isim koymuştu: Hava Oyunları. Kripto dünyasındaki o “hiçlik” ya da vadeli işlemlerin yarattığı suni panik, 1870’lerin Galata’sında çoktan formülize edilmişti.

Borsa Risalesi: Hava Oyunları (Abidin Paşa)

Borsa Risalesi: Hava Oyunları (Abidin Paşa)

1854: Kâğıttan Bir Sistemin Doğuşu

Osmanlı iktisadi aklı için asıl kırılma noktası, 1854 yılında Kırım Savaşı’nı finanse etmek için Londra ve Paris piyasalarından alınan o ilk dış borçtur. Bu adım, sadece hazineye nakit girişi sağlamadı; beraberinde yabancı bankaların İstanbul’da şube açmasını ve Galata Bankerleri’nin yön verdiği vahşi bir “ikincil piyasa” doğurdu.

Sistem kısa sürede kendi karikatürünü yarattı: 1865 yılına gelindiğinde, devlet 100 liralık bir borç senedi karşılığında eline ancak 50 lira alabiliyor, fakat faiz yükümlülüğünü o hayali 100 lira üzerinden ödüyordu. Bu devasa açık, borsa piyasasında kâğıtların yatırım aracı olmaktan çıkıp, saf spekülasyonun ana nesnesi haline gelmesine neden oldu.

Abidin Paşa: Enkazın Ortasındaki Gözlemci

Abidin Paşa

Abidin Paşa

Dersaadet Tahvilat Borsası’nın ilk komiseri olan Abidin Paşa, meşhur risalesini tam da bu enkazın ortasında; 1873 Viyana mali krizinin İstanbul’u vurduğu dönemde kaleme aldı. Paşa’nın gözlemlediği şey, üretimden tamamen kopmuş ve sadece “hava” (hiçlik) üzerinden kâr elde etmeye odaklanmış bir kumarhane düzeniydi. Vedat Eldem ve Zafer Toprak gibi iktisat tarihçilerine göre bu metin, sadece teknik bir analiz değil, yabancılaşmış finans dünyasına karşı sergilenen ilk “ahlaki ve teknik” itirazdır.

Bu finansal labirentin en kritik tanığı olan Abidin Paşa, sıradan bir devlet memuru değil; imparatorluğun modernleşme sancılarını bizzat yöneten üst düzey bir bürokrattır. 1874 yılında Dersaadet Tahvilat Borsası’nın ilk komiseri olarak atandığında, aslında tarihin ilk “piyasa düzenleyicisi” (regülatör) ve “fact-checker” rollerinden birini üstlenmiştir. Paşa’nın hayatı, Preveze’den Hariciye Nazırlığına uzanan geniş bir devlet tecrübesiyle örülüdür; ancak onu finans tarihine kazıyan, 1873 Viyana mali krizinin yarattığı o büyük ekonomik enkazın ortasındaki duruşudur.

Osmanlı Dönemi'nde Açılan İlk Borsa: Dersaadet Tahvilat Borsası

Osmanlı Dönemi’nde Açılan İlk Borsa: Dersaadet Tahvilat Borsası

Paşa, risalesini yazdığı dönemde sadece teknik verilerle boğuşmuyordu; 1875’teki resmi iflasa (moratoryum) doğru sürüklenen bir devletin mali uçurumunu en ön sıradan izliyordu. Onun biyografisindeki en çarpıcı nokta, finansal piyasayı sadece rakamlar üzerinden değil, derin bir sosyolojik ve psikolojik gözlemle analiz etmesidir. O, Galata’daki fısıltı ağının, telgraf hatlarındaki manipülasyonun ve halkın “hiçlikten zengin olma” hırsının nasıl bir toplumsal yabancılaşma yarattığını görmüştü.

Zafer Toprak’ın perspektifiyle bakıldığında; Abidin Paşa’nın bu görevi ve kaleme aldığı eseri, kozmopolit ve kontrolsüz finans dünyasına karşı sergilenen ilk “milli ve ahlaki” itirazdır. Paşa, piyasadaki “cambazların” (spekülatörlerin) bilgiye erişim üstünlüğünü kullanarak halkı sömürmesini, sadece teknik bir arıza değil, bir ahlak krizi olarak nitelendirmiş ve bu illüzyonu deşifre etmeyi bir görev olarak görmüştür.

Cambazlar ve Hakiki Müşteriler: Hiçliğin Ticareti

Bugün Telegram gruplarında “balina” hareketlerini takip edenler ya da sosyal medyada “tüyo” kovalayarak likiditeye dönüşen kitleler için Abidin Paşa’nın 150 yıl önceki uyarıları tekinsiz birer déjà vu niteliğindedir. Paşa, Galata’nın o gürültülü atmosferinde piyasayı sadece rakamlar üzerinden değil, keskin bir etik bariyerle ikiye ayırır: “Hakiki Müşteri” ve “Borsa Cambazı”.

Paşa’ya göre “Hakiki Müşteri”, sermayesini reel bir değer üretimi veya düzenli bir gelir (temettü/faiz) beklentisiyle piyasaya getiren, yani borsanın asıl varlık sebebini oluşturan kişidir. Ancak karşısında, senedin temsil ettiği şirketin veya devletin mali sağlığıyla zerre ilgilenmeyen bir “parazit” sınıfı durur: Cambazlar. Cambaz, borsa işlemlerini bir “meslek” haline getirmiştir; tek derdi fiyat grafiğindeki aşağı-yukarı salınımlardan (volatiliteden) pay kapmaktır. Bu kitle reel ekonomiye zerre değer katmaz, sadece asimetrik bilgi kullanarak mülkiyeti transfer eder. Bugünün yüksek frekanslı işlem (HFT) algoritmaları, Abidin Paşa’nın “cambazlarının” milisaniyelerle yarışan dijital torunlarıdır.

Hava Oyunları ve Modern Türevler

Osmanli doneminde borsa | Galata Borsası ve Spekülasyonun Doğuşu

Abidin Paşa’nın terminolojisindeki “Hava Oyunları” (Windhandel), elde fiziksel olarak bulunmayan bir kıymetin, sadece gelecekteki fiyat farkı üzerine kurulan bahislere konu edilmesidir; yani bir “hiçliğin” ticaretidir. Bu kavram, bugün bizim “finansal mühendislik” dediğimiz türev araçların en çıplak ve vahşi halidir. Paşa’nın 1874’te deşifre ettiği bu mekanizmalar, bugünkü borsa arayüzlerindeki seçeneklerle neredeyse birebir örtüşür:

Açığa Satış (Short Selling): Paşa’nın “vade başına satış” dediği bu işlem, yatırımcının elinde olmayan bir senedi fiyatın düşeceği beklentisiyle satmasıdır. Paşa, bu işlemin piyasada yarattığı suni paniği, finansal bir “terör” olarak görür.

İhtiyarî Muamelat (Options): Belirli bir prim karşılığında senedi belirli bir fiyattan alma veya satma hakkıdır. Bugünün kripto borsalarındaki 100x kaldıraçlı işlemlerinin atası olan bu yöntem, Paşa’ya göre küçük yatırımcıyı yutan en büyük tuzaktır.

Müeccel Muamelat (Futures): Teslimatın ileri bir tarihte yapılmak üzere bugünden sözleşmeye bağlanmasıdır.

Paşa, özellikle açığa satış (short) işlemlerinin piyasada yarattığı suni paniği finansal bir “yıkım” olarak görür; ona göre bu işlemler, “hakiki müşterilerin” güvenini sarsarak piyasayı bir kumarhaneye dönüştürür. Bugünün kripto borsalarındaki 100x kaldıraçlı işlemlerin yarattığı risk profili, Paşa’nın “İhtiyarî Muamelat” üzerinden tarif ettiği düşük teminatla büyük pozisyon alma mantığıyla aynı metodolojik kökene sahiptir.

Abidin Paşa için borsa bir gelişim alanı değil, cambazın kazancının küçük esnafın ve memurun mutlak kaybı olduğu bir sıfır toplamlı oyundur. Cambazlar, içeriden aldıkları bilgileri (insider trading) veya yarattıkları manipülatif fısıltıları kullanarak “hakiki müşteriyi” tuzağa düşürürler. Bu durum sadece teknik bir arıza değil, piyasanın derinleşmesini engelleyen yapısal bir “parazitlik” halidir. Paşa’nın “Hava Oyunları” teşhisi, aslında üretilmeyen bir zenginliğin el değiştirmesinin toplumsal maliyetine dair tarihteki ilk teknik ve ahlaki feryattır.

Post-Truth ve Manipülasyon

Abidin Paşa’nın risalesinde en çarpıcı şekilde “modernleştiği” nokta, finansal krizi sadece bir matematik hatası olarak değil, kökeni bilgi kirliliğine dayanan bir iletişim ve gerçeklik krizi olarak teşhis etmesidir. Bugün bir “X” (Twitter) fenomeninin tek bir tweet ile bir altcoin grafiğini manipüle etmesi ya da Discord sunucularında örgütlenen “pump-and-dump” grupları neyse, 1870’lerin Galata’sındaki kahvehaneler ve Havyar Han da tam olarak oydu. Paşa, bilginin mülkiyetinin paranın mülkiyetinden daha tehlikeli olduğu bir “post-truth” (gerçeklik sonrası) evrenini tarif eder.

Havyar Han’dan Sosyal Medyaya: Asimetrik Bilgi Terörü

1870’lerde Galata, bugün “algoritmik işlem” dediğimiz şeyi insan eti ve kemiğiyle, fısıltı gazetesi üzerinden yapıyordu. Abidin Paşa’nın risalede üzerinde durduğu en kritik konu, bilginin adaletsiz dağılımıdır. O dönemde Avrupa borsalarından gelen haberler telgraf hatlarıyla İstanbul’a ulaşıyordu; ancak bu haberler bugünkü sosyal medya akışı gibi “herkese açık” değildi. Paşa’nın “cambaz” olarak nitelediği kesim, telgraf memurlarından aldıkları tüyolar ya da Avrupa’daki bağlantıları sayesinde kritik habere halktan saatler önce ulaşıyordu.

Bu birkaç saatlik boşluk, Galata’da devasa bir simülasyonun kurulması için yeterliydi. Cambazlar, Avrupa piyasalarının çöktüğü haberini aldıklarında, henüz bu bilgi halka ulaşmadan ellerindeki kağıtları Havyar Han’da oturan ve zengin olma hayali kuran küçük esnafa büyük bir iştahla “pazarlıyorlardı”. Bilginin “hakikati” yansıtmadığı, aksine bir “tuzak” olarak kurgulandığı bu ortamda, borsa bir yatırım alanı olmaktan çıkıp profesyonel bir imha makinesine dönüşmüştü.

Paşa, bu manipülasyon ağını deşifre ederken aslında tarihin ilk fact-checker (doğrulama kontrolörü) görevini üstlenmiştir. O, 1873 krizinin telgraf hatlarıyla nasıl bir algı yönetimine dönüştüğünü bizzat izlemişti. Cambazlar sadece sahte haber yaymıyor, aynı zamanda bugün “wash trading” dediğimiz yöntemle kendi aralarında yapay bir işlem hacmi yaratarak sanki kağıda büyük bir talep varmış illüzyonu oluşturuyorlardı.

Paşa’ya göre bu bir “iletişim terörüydü”. Halk, gördüğü fiyat artışının arkasında reel bir iktisadi gelişme olduğunu sanıyordu; oysa gördükleri şey, cambazların kendi aralarında çevirdikleri “hava”dan başka bir şey değildi. Abidin Paşa, bu illüzyonu bozmak için borsa işlemlerinin şeffaflaşmasını ve verilerin kamuya açık ilan edilmesini savunmuştur. Bu, bugünkü şeffaf piyasa mekanizmalarının ve finansal denetim yasalarının 150 yıl önceki bürokratik manifestosudur.

FOMO’dan Sürü Psikolojisine

Abidin Paşa, modern davranışsal finans literatürünün “bilişsel önyargılar” ve “sürü psikolojisi” olarak tanımladığı kavramları, bu terimler henüz icat edilmeden 150 yıl önce teşhis etmişti. Galata’da yaşananlar sadece bir para trafiği değil, kitlesel bir histeriydi. Paşa, risalesinde spekülatif balonların sadece matematiksel hatalardan değil, kitle psikolojisinin yarattığı o tekinsiz boşluktan beslendiğini anlatır.

Havyar Han’ın “Degenerate” Yatırımcıları

1870’lerin başında İstanbul’da yaşanan “borsa çılgınlığı”, bugünün “altcoin sezonlarını” aratmayacak bir sosyolojik çeşitliliğe sahipti. Galata’daki Havyar Han gibi mekanlar, sadece bankerlerin değil; esnafın, memurların ve hatta ev kadınlarının hiçbir finansal okuryazarlığı olmaksızın konsolide (tahvil) alıp sattığı birer dijital kumarhaneye dönüşmüştü.

Abidin Paşa, bu yıkıcı döngüyü bugünkü FOMO (Fırsatı Kaçırma Korkusu) kavramının tam karşılığı olan bir cümleyle özetler: “Başkası kazandığı için alma” dürtüsü. Paşa’ya göre bu sürü psikolojisi, bireylerin rasyonel analizlerini devre dışı bırakarak kalabalığın hareketine uymasıdır ve bu, bir finansal balonun en tehlikeli, patlamaya en yakın evresidir.

Bir “Hava Oyunu”nun Yaşam Döngüsü

Paşa’nın gözlemleri doğrultusunda, 1870’lerde bir spekülatif balonun anatomisini bugünle karşılaştırmalı olarak şöyle çizebiliriz:

  1. Haberin Yayılması: Hükümetin yeni bir borçlanma yapacağı ya da bir demiryolu imtiyazı verileceği fısıltısı yayılır (Modern dünyada: Bir “insider” tweet’i ya da sızıntı haber).

  2. Yükseliş Fazı: “Cambazlar” (balinalar) sessizce pozisyon alır, fiyatlar yukarı itilir.

  3. Halkın Katılımı: “Hava” şişmeye başlar; bakkal, berber ve memur (hakiki müşteriler) kâr etme hırsıyla sisteme dahil olur.

  4. Zirve ve İllüzyon: Vadeli işlemler ve “ihtiyari muamelat” (kaldıraçlı işlemler) tavan yapar; piyasa reel değerinden tamamen kopar.

  5. Panik ve Çöküş: 1873 Viyana iflası gibi bir dış şokla herkes aynı anda satmaya çalışır; ancak “hava” piyasasında alıcı bulunamaz ve likidite krizi başlar.

Cambazın Dijital Evrimi

Bugünün finans dünyasındaki yüksek frekanslı işlemler (HFT) ve karmaşık algoritmalar, aslında Abidin Paşa’nın tarif ettiği o kurnaz “borsa cambazlarının” milisaniyelerle yarışan dijital torunlarıdır. Mekanizma aynı kalsa da hız ve denetim değişmiştir. 1870’lerde borsa, herhangi bir “devre kesicinin” veya SPK gibi bir denetleyici kurumun olmadığı bir “vahşi batı” görünümündeydi.

Abidin Paşa’nın bu tablodaki en büyük uyarısı şudur: Spekülasyonun metodolojisi teknolojiyle değişmez. 19. yüzyılda spekülatif fısıltılar Galata kahvehanelerinde yayılırken, bugün X (Twitter) veya Telegram gruplarında yayılmaktadır; ancak kitleleri manipüle eden o “içeriden bilgi” illüzyonu hala aynı yıkıcı güce sahiptir.

“Hiçlik” Ticaretinin Sonu

Abidin Paşa’nın 1874 tarihli “Borsa Risalesi: Hava Oyunları”, sadece sararmış bir bürokratik metin değil; finansal piyasaların karanlık ruhuna dair yazılmış zamansız bir başyapıttır. Paşa’nın bu enkazın tam ortasında yükselttiği ses, Osmanlı İmparatorluğu’nun sadece toprak kayıplarıyla değil, modern finansın o karmaşık ve spekülatif labirentlerinde verdiği ayakta kalma mücadelesinin de bir simgesidir.

Analizimiz net bir gerçeği ortaya koyuyor: 1870’lerin Galata bankerlerinden bugünün yüksek teknolojili kripto borsalarına, Discord kanallarından algoritmik işlemlere kadar spekülasyonun ana motoru hiç değişmemiştir. Asimetrik bilgi, sürü psikolojisi ve reel bir değere dayanmayan “hava” (değersiz varlık) üzerinden haksız kazanç elde etme arzusu, 150 yıl önce olduğu gibi bugün de sistemin merkezindedir. Paşa’nın “cambaz” ve “hakiki müşteri” ayrımı, bugün hala finansal regülasyonun (SPK, SEC gibi kurumların) en temel sorunsalı olmaya devam etmektedir: Piyasayı manipülatörlerden temizleyerek gerçek yatırımcıyı sistemde nasıl tutabiliriz?.

1873 krizi Osmanlı maliyesi için hazin bir sonun başlangıcı olmuş olabilir; ancak Abidin Paşa’nın bu kaosun tam göbeğinde kaleme aldığı risale, finansal okuryazarlığın bir toplum için ne kadar hayati, bir devlet için ne kadar stratejik olduğunu kanıtlamıştır.


Kaynakça:

Abidin Paşa. (2019). Borsa risalesi (M. Erdem, Haz.). VakıfBank Kültür Yayınları. (Orijinal eserin basım tarihi 1928).

Borsa İstanbul. (2014, Eylül). Borsa İstanbul kurumsal dergi (Sayı 3).

Erdem, H. (2010). Abidin Paşa ve Borsa Risalesi. Sosyal ve Beşeri Bilimler Araştırmaları Dergisi, (23), 1-21.

A. Faruk Yıldız
Türk-Alman Üniversitesi'nde Kültür ve İletişim Bilimleri eğitimi aldı. Bundle'da Almanya ve 'Morning Bundle' editörü. Yeni içerikler üretir, film izleyicisidir, Calvino ve Vonnegut okurudur. Mizah basını ve grafik roman oburudur.

    Bunlar da ilgini çekebilir

    Abone Ol
    Bildir
    guest

    0 Yorum
    En çok oylanan
    En yeni En eski
    Satır içi geri bildirimler
    Tüm yorumları gör

    Daha Fazla Kültür