medya turleri scaled 1 | Medya Politikalarının Oluşturulması ve Regülasyon
0

Dijitalleşme yani bilginin ve hizmetin dijital teknoloji ile beraber hızlıca yayılması medya alanında da kaçınılmaz bir rol oynadı. Bununla beraber medya, herkesin rahatlıkla ulaştığı alanlardan biri oldu. Medyanın anlamına bakarsak her türlü bilginin topluma aktarımı diyebiliriz fakat geniş bir şekilde ifade edersek, “Her türlü bilgiyi kişilere ve topluma aktaran eğlence, bilgi ve eğitim gibi üç temel sorumluluğa sahip görsel, işitsel ile hem görsel hem işitsel araçların tümüne medya denilmektedir.”

Medya Politikalarının Oluşturulması ve Regülasyon

Medya Politikalarının Oluşturulması ve Regülasyon

Medya, bilgi aktarımı olarak birey ve toplum üzerinde hayat belirleyici bir güce sahiptir. Çünkü medya üzerinden yayılan bilgi aktarımları gerçek olarak algılanır ve dijital ortamda ortaya çıkan içerikler doğruluğu sorgulanmadan kolayca yayılır. Bu durum yanlış bilgilerinde sosyal ağlar üzerinden hızlı bir şekilde yayılması demektir. Bu medya içeriklerinin üretimi, paylaşımı, denetimi ve diğer kişilere sunulmasında yapay zekâ temeliyle kontrol edilebiliyor. Yapay zekâ, insan zekâsını taklit eden bilgisayar sistemlerinin genel adıdır. Bu yapay zekâ sayesinde devletler, büyük şirketler ve uluslararası alandaki kurumlar yapay zekâyı kullanarak medya üzerinde etki etmek istiyorlar. Yapay zeka bu durumda belirli bir regülasyon ve medya politikalarında sorumlu tutuluyor ve düzenleniyor.

Yapay zekâ, medyadaki gündemleri algoritmalar üzerinden öne çıkararak belirlemektedir. Buda algoritmaların kullanıcıların verilerine göre hareket etmesiyle oluşuyor. Algoritmalar beraberinde kullanıcıların gösterimlerine göre hareket ederek doğruluktan daha çok kullanıcıların ne istediklerine odaklanıyor. Böylece yapay zekâ medya politikalarının belirli bir regülasyonda olması gerektiğini, güç ve iktidar ilişkilerinin yanında haklar ve özgürlüklerinde bir sorun yaratıp yaratmayacağını tartışmaya itiyor.

MEDYA POLİTİKASI VE REGÜLASYON

Medya Politikası Nedir?

Medya politikası, bir ülke içerisinde ya da belirli bir kurumun medyanın işleyişine, kimlerin ve hangi kurallara göre oluşturacağına bunun yanında amacını belirleyen yasa ve uygulamaları oluşturan bir kurallar yapısıdır. Bu durumda medyanın nasıl ve neye göre ilerleyeceği bu politikalarla belirlenir. Fakat bu durumda politikalar sadece medyadaki doğruluk için mi yoksa birilerinin çıkarı üzerine olacak şekilde mi düzenlenir sorusu ortaya çıkar. Yapay zekâ üzerinden devlet, platformlar ve birey arasındaki kontrol ilişkisi yeniden şekillenir.

Medya politikasında incelersek sadece televizyonculuk kısmında değil, sosyal medyada olan internet haberciliği alanında da denetim ve erişim konularında bir düzen getirir. Amacından sapmaz ise bu medya politikaları kamusal alanda özgürlüğü etkilemeyecek şekilde bir kural koymaktadır.

media regulation | Medya Politikalarının Oluşturulması ve Regülasyon

Regülasyon nedir?

Regülasyon, devletin devlet içerisinde olan güçlü kamu kurumlarının; sektörleri ve piyasayı kurallar oluşturarak denetleyen belirli düzenlemelerdir. Bakıldığı üzere regülasyon kamusal alanın müdahalesi olarak görülebilir. Medya alanındaki regülasyon bu kurallar çerçevesinde bakıldığında kamu yararını düşüne, rekabeti önleyen, birey ve toplumu koruyan bir amaca sahiptir. Bununla beraber temel hak ve özgürlüklerin oluştuğu bir ortam sağlanmak zorundadır. Bu düzenlemeler devlet gibi güçlü bir kurumun elinde olmaktadır.

Regülasyon Türleri: Ulusal ve Uluslararası Yaklaşımlar

Regülasyon türleri, dünya çapında kendi bölge ve ülke sınırları içerisinde farklılık gösterebilir. Örneğin Avrupa Birliği’nin medya politikaları ve regülasyonu, yapay zekânın risk taşıması üzerine oluşturulmuştur. Bu kanunlarda risk temelli bir sınıflandırma vardır. Bunlar 4 sınıfa ayrılmaktadırlar: Kabul edilemez risk, yüksek risk, spesifik şeffaflık riski ve minimal risk olarak ayrılır. Kuralların sınıflandırılmasında insan haklarına açıkça tehdit olan unsurlar temelinde gelişmiştir.

Federal Communications Commission

Federal Communications Commission

ABD’de ise devletten bağımsız bir şekilde hareket eden medya, ifade özgürlüğü temelinde bir yapıya sahiptir. ABD’de devlet, her alanda olduğu gibi medya alanında da karışmamaya çalışmaktadır. Fakat devlet bağımsız medya oluşumları olsa da FCC (Federal Communications Commission) yani ‘Federal İletişim Kurulu’ mevcuttur. Bu kurul eyaletler arası ve uluslararası çapta olan radyo, televizyon vb. alanları denetleyen kuruldur.

RTÜK | Radyo ve Televizyon Üst Kurulu

RTÜK | Radyo ve Televizyon Üst Kurulu

Ülkemizde ise medya regülasyonları farklı mecralara göre ayrı kurum ve kurallara göre belirlenmiştir. Örneğin yazılı basında (dergi, gazete, afiş vb.) yayınlanmadan önce bir sansür göremeyiz fakat sonrasında oluşan denetimlerle birlikte Türk Ceza Kanunu’na göre hakaret, nefret söylemi vb. unsurlar tespit edilirse belirli yaptırımları vardır. Veyahut radyo, televizyon alanında olan medyayı RTÜK (Radyo ve Televizyon Üst Kurulu) denetlemektedir. İnternet alanı ve dijital medya için ise yeni kanunlarla birlikte sosyal medya yasaları oluşturulmuştur. Bu kanunlara göre kişisel veriler ve haklar düzeyinde KVKK (Kişisel Verilerin Koruması Kanunu) ile bireyler güvence altına alınmıştır.

Yapay zekânın gelişmesi; sadece medyanın kontrol edilebilirliğini değil, bireylerin kişisel hayatlarını, hak ve özgürlükleri açısından endişe oluşturmuştur. Bu yüzden bölgeler ve ülkeler farklı olsa da hepsinin temelinde birey ve toplumun güvence altına alınmasını amaçlayan medya politikaları ve regülasyonlar geliştirilmiştir.

MEDYA POLİTİKALARINDA İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ SORUNU

Devletin Regülasyon Üzerinden İfade Özgürlüğüne Müdahalesi

Medya politikaları ve yapılan regülasyonlar, devlet tarafından kamu yararını ve bireylerin haklarını koruma ve toplum içerisinde bir düzeni sağlamak amacıyla oluşturulmaktadır. Fakat bu regülasyonaların direkt devlet tarafından denetlenmesi ve uygulanması ifade özgürlüğüne müdahale konusundan çekingenlik yaratmaktadır. Devletin denetleme mekanizması siyasal bağlamda bir sansür aracı olarak kullanılabilir. Radyo ve televizyon alanında RTÜK veya internet ortamında sağlamak amacıyla oluşturulan sosyal medya yasalarıyla bu yapılabilmektedir.

Devletin gücü sayesinden oluşturulan medya regülasyonları, denetim ve yaptırım uygulamaları amacıyla medya ve bireyler üzerinde bir sansür uygulama gücüne sahiptirler. Bu yaptırımlar; para cezaları, yayın durdurma, ekran karartma, lisans iptali, sosyal medyada bazı hesap ve sitelere erişim engellerinin yanı sıra kurumların özgürce belirttiği ifadelerin söylemlerin değişmesine kadar bir ifade özgürlüğünü etkilemektedir. İfade özgürlüğünün bir tarafa bırakılması ve bu durumun ‘oto sansür’ durumunu oluşturması kaçınılmazdır. Bu durumun sonucunda medya alanında veyahut sosyal medyadaki kullanıcılar hukuki çerçevede güvence altına alınan ifade özgürlüğünün olduğunu bildiği halde eleştirel söylemlerden kaçınmakta ve kendi ifadelerini daraltmak durumunda kalkmaktadır.

medya ve siyaset | Medya Politikalarının Oluşturulması ve Regülasyon

Medya alanında oluşan devlet regülasyonları, hukuki alanda ifade özgürlüğünü güvence altına almış olsa da, bu hakkı sınırlayan bir denetim alanı da oluşturmaktadır. Meşru demokratik ve özgürlük haklarının, devlet gücü kimin elindeyse onun lehine denetleyip oluşturacak bir yapıyla kısıtlanabilmesi hep bir tartışma konusu olacaktır. Bu durum kamu yararına olacak şekilde meşrulaştırılırsa bile siyasetteki iktidarın gücünde ve etkisinde olmasından dolayı, demokratik toplum ve ifade özgürlüğü düzenlemeleri açısından hep bir soru işareti bırakacaktır. Sonuç olarak devletin oluşturduğu politikaları, ifade özgürlüğünden ziyade, iktidarın medya üzerindeki güçlü kontrolü açısından bir araç olarak algılanırlar.

FOUCAULT’NUN ‘YÖNETİMSELLİK’ KURAMI ÜZERİNDEN İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ SORUNUNU TARTIŞMA

Michel Foucault

Michel Foucault

Michel Foucault, ‘yönetimsellik’ diye çevrilen ‘gouvernmentalite’ (governmentality) kavramanı ilk kez College de France 1978 derslerinde kullanmıştır. Kavram, gouverne ve rationalité kavramlarından ortaya çıkarak türetilmiş bunun sonucunda yönetime ait rasyonaliteyi, özgün bir ifadeyle oluşturan bir kavram ortaya çıkmıştır.

Foucault ‘yönetimsellik’ kavramıyla, Batı topluluklarındaki devletleri yönetme ile kendi kendine yönetimin yani bağımsız bir özyönetimin yapı açısından birbiriyle iç içe olduğunu belirtir. Devlet ile bireyler arasındaki ilişki bir sabitlik göstermez. Bundan şu anlam orta çıkar, iktidarın işleyiş biçimi zaman ve tarihsel açıdan bir değişime girer. Bu kavram çerçevesindeki anlayış, iktidarın bireyleri zorla olacak şekilde yönetmekten çok, onları belirli davranışlara yönlendirme uğraşıdır. Bu terim, iktidarın ve devletin nasıl işlediğini kavrayabilmek için geliştirilen bir anlam bağlamındadır. Yani daha da açacak olursak, sadece devlet tarafından yönetilen bir toplum değil, bireylerinde kendilerini yönetmeye çalışabilmesidir. Fakat bireylerdeki güç çatışmaları, görüş ayrılıkları ve çıkar ilişkileri bu yönetim üzerinde bir rekabete sebebiyet vermektedir. Kurallar, sansürler ve yönetim çoğunluk olanın lehine geçer.

İktidar, güçlü ve çoğunluk olması sebebiyle devlet üzerinde belirleyicidir. Bu kavram açısından medya politikaları ve regülasyonlar bu çerçevede gelişir. İktidar, bireyleri yönlendirme bahanesiyle kendisine zıt ifadeleri kendi belirlediği çerçevede sansür uygulayabilir. Buna yasaklama değil, davranışı yönlendirme adıyla da kılıf uydurabilir.

Yönetimsellik, iktidarın gücünün medya üzerinde sadece kurallar çerçevesinde değil, istediğini yaptırabilme (yönlendirme adına) gücüne sahip olmasıdır. İfade özgürlüğünün olup olmaması üzerine tartışılması medya alanındaki regülasyonları da sorgulanabilir hale getirmektedir. İktidar bu kuramda ifadeleri sadece yasaklamaz, onu kendi isteği doğrultusunda şekillendirebilir, yönlendirebilir ve öylece normalleştirebilir. Bu sebepten dolayı bireylerin ifadeleri daha belirtilmeden oto sansür uygular ve buda ifade özgürlüğünün yönetme bahanesiyle kısıtlama anlamına gelmektedir.

Bakacak olursak medya politikaları üzerinden bireyleri ve toplumu yönetmek, ifade özgürlüğünün belirli çerçevede olduğunun ispatıdır. Verilen ifadeler ve söylemler, çeşitli sebeplerden dolayı farklı bir anlayışa sürüklenebilir. Regülasyonların olduğu medyada, ifade özgürlüğü belirtilse de; milli güvenlik, kamu düzeni, toplumsal temalar ve dezenformasyon açısından kurallarla yönetilmektedir. Böylece gazeteciler, içerik üreticiler ve bilgi birikimi yüksek kişiler, sunucular; doğru olanı ya da yasak olanı ayırt ederek söylemlerde bulunurlar. Çünkü yasaktan çok ‘bunu dersem sorun olur mu?’ diyerek belirtilen kuralların dışına çıkmamaya çalışırlar. Buda ifade özgürlüğünün tehlikede olduğunun basit işaretidir. Konuşmak ve ifadelerde bulunmak görünürde serbesttir fakat riskli olduğu söylenilebilir.

Medya politikalarında iktidarın yönetmesiyle, kendileri lehine olan ifadelere daha geniş yer açarlar. Fakat kendisine muhalif olan kişilerin ifade özgürlüğünü bu medya politikaları ve regülasyon üzerinden kısıtlayabilir. Muhalif grupları; radikal, azınlık, kamu düzenini bozan, ne demesi gerektiğini bilmeyen bir kesim olarak sansürleyebilir. Böylece ifade özgürlüğü sadece iktidar lehine olarak bir hak olmaktan çıkar, ayrıcalık olur.

Yapay zekâ ile birlikte sansürleyebilmekte artık zor değildir. Yönetimsellik, sadece devlet elinde olmayarak örneğin sanal ortamda platform şirketlerin kullanabileceği bir gerçekliktir. Şirketler, devlet ya da iktidar talebiyle AI ile regülasyonu uygulayıp işlerini kolaylaştırabilir. İfade özgürlüğü bu durumda sadece devlet tarafından değil, özel şirketlerinde eline geçerek yöneltilme konusunu tekrar oluşturur. Yapay zekâ ile birlikte ifade özgürlüğü özel şirketlerin kullanımıyla ortadan kalkmasa bile, ölçülebilir, sınıflandırılabilir ve kendince en verimli hale gelebilir.

Yapay zekâ ile birlikte iktidarın medya regülasyonları, ifade özgürlüğünü direkt olarak sansürleyerek değil, algoritma ve medya politikalarıyla birlikte özgürlüğü yasaklamasa da kendi lehine düzenleyen bir yeni iktidar aracı olarak kullanılabilir.

SONUÇ

Dijitalleşmeyle beraber, medya alanında bilginin üretimi ve yayılımı her gün hızlı bir şekilde gelişmektedir. Bu dijitalleşmenin yarattığı dönüşümle beraber medya sadece bilgi yayma ve üretme aracı olmanın yanında, toplumsal gündemi ve siyasal alanda bireylerin düşünme türlerini oluşturan bir alan olmaktadır. Bu dönüşüm, medya politikaları ve regülasyonlarını oluşturarak insan haklarını ve toplumsal düzeni korumak için olduğu düşünülse de bir tartışma konusu olmuştur.

İktidarın medyada oluşturduğu regülasyonlar, hukuki kurallar çerçevesinde ifade özgürlüğünü koruyor gözükse de, işleyişte bu özgürlüğü kısıtlama ve denetleme üzerinden yasaklayabilme yetkisi de vardır. Bu durum, bireylerin ve toplumun medya alanında eleştiriden kaçmasına ve ifade özgürlüğünün sorgulanmasına yol açmaktadır.

Medya politikaları ve regülasyonlar ile beraber işleyen iktidar ilişkileri Foucault’nun ‘Yönetimsellik Kuramı’ ile ele alınarak yorumlanmaktadır. Bu kuramda iktidar, baskılayıcı ve yasaklayan bir konumda olmadığını hatta toplumun davranışlarını yönlendiren ve denetlenmesine yardımcı olan bir yapı olduğunu savunur. Kuram çerçevesinde medya regülasyonları ifade özgürlüğünü ortadan kaldırmadan toplumu şekillendiğini fakat onu sınırladığı görünür bir gerçektir.

Yapay zekanın ise medya politikalarına uygun görülmesi için belirli regülasyon türleri arasından açıkça Avrupa Birliği’nin oluşturduğu regülasyonlarla riskler üzerinden belirtilmiştir. Algoritmalar açısından bakarsak içeriklerin oluşturulması, denetlenmesi ve sınıflandırılması, sansür olarak direkt görülmese de, dolaylı olarak algoritma mekanizmaları üzerinden yapılmasına olanak sağlamaktadır. Bu durum sadece iktidarın gücüyle değil, yapay zekâ kullanan özel şirketlerinde sansür ve ifade özgürlüğünü kısıtlama imkânı sunar. Bu yüzden ifade özgürlüğü, insanın evrensel hak olmaktan çıkıp gücü elinde tutan iktidar ve şirketler tarafından kısıtlanabilen, sansürlenebilen ve filtrelenebilen bir doğrultuda ilerleyebilir.

Sonuç olarak bakıldığında medya politikaları ve regülasyon; toplumsal düzeni demokratik bir çerçevede oluşturmak amacını belirtse de, onu kısıtlama ve yönetme riski taşımaktadır. Yapay zekâ ile denetimin ve gücün artması da ifade özgürlüğünü kısıtlama riskini daha arttırarak iktidar ve özel şirketlerin elini güçlendirmektedir. Bu sebepten dolayı medya politikaları sürekli bir eleştiri ve kaygı odağındadır. Medya politikaları ve regülasyon, birilerinin lehine ve sadece yasal metinlerle belirtilerek değil, işleyişte de ifade özgürlüğünü güvence altına alarak işlenmesi toplumsal ve bireysel anlamda önem taşımaktadır.


KAYNAKÇA

0

Arda Arıcı
TAÜ'de Kültür ve İletişim Bilimleri öĝrencisi; sanat, sinema, medya, kültür, iletişim ve spor üzerine okur-yazar.

    Bunlar da ilgini çekebilir

    Abone Ol
    Bildir
    guest

    0 Yorum
    En çok oylanan
    En yeni En eski
    Satır içi geri bildirimler
    Tüm yorumları gör

    Daha Fazla Akademik